19 Ağustos 2010 Perşembe

Sinemalarda Bu Hafta (20 Ağustos): A Takımı Geri Döndü! Tamamen Farklı İsimlerden Oluşan Kadrosu İle A Takımı ve İki Avrupa Filmi Bu Haftanın Yenileri!

Hannibal, Murdock, B.A ve Face... geri döndüler! Tamamen yeni yüzlerden kurulu A Takımı bu haftanın en önemli filmi olurken. Jean Reno - Luc Besson ortaklığının yeni ürünü olan L'immortal ve Almayna'dan doğaüstü bir gerilim The Door haftanın diğer filmleri. Sinemaya gidecekler için hala en iyi alternatif Inception tabiki. Onun dışında bol miktarda çerezlik aksiyonumuz var; The Expandables, Salt ve The A-Team. Hangisi size daha iyi görünüyorsa ona gidilebilir, üçü de izlemeye değer filmler. Ama aksiyonun yanında eğlence de arıyorsanız The A-Team bir adım öne çıkıyor.



The A-Team / A-Takımı

A Takımı geri döndü... Özellikle benim de içinde olduğum jenerasyon için geçmişin önemli dizilerinden biriydi. Şimdi tamamen değişen kadro ve modernleşen tarzıyla tekrar karşımızdalar.

İnsan haliyle önce bir düşünüyor tabi Murdock'ın B.A'in yerini nasıl dolduracaklar diye; kafamızda yıllardır yer edinmiş, özdeşleşmiş karakterler bunlar sonuçta (özellikle B.A). Proje ilk açıklandığından beri filmin en büyük handikapı da buydu zaten ki ben de filme pek olumlu yaklaşmayanlardan biriydim. Ama filmden haberler, görüntüler gelmeye başladıkça bu düşüncem biraz değişti. Hem seyirciden gelen olumlu tepkiler (dünya çapında gösterime gireli haftalar oldu bu arada) ki böyle yeniden çevrimler genelde pek olumlu karşılanmaz hem de fragmanlarda kendini belli eden yeni takımın uyumu film adına olumlu şeyler.

Kadro seçimi konusunda oldukça başarılı olduklarını söyleyebiliriz (özellikle fragmanları izledikten sonra). Takımın başı olan "Hannibal" rolünde, fiziki değişikliği de göze çarpan (hep aynı tipte görmekten bıkmıştık açıkçası) Liam Neeson var ki bu role koyabileceğiniz birkaç isim içinde en iyisi yine odur herhalde.  

"Face" olaraksa son dönemin yükselişte olan isimlerinden Bradley Cooper'ı görüyoruz. Onu da bu tarz bir aksiyonda izlememiştik daha önce, role olan uygunluğunu da düşününce iyi bir seçim diyebiliriz.


En kritik rollerden biri olan "Murdock" olaraksa geçtiğimiz senenin en çok konuşulan filmlerinden biri olan District 9 ile yıldızı parlayan Sharlto Copley'ı görüyoruz. O da hem fiziksel hem de sima olarak rolüne oldukça uymuş diyebiliriz ama asıl ne kadar uyduğunu ancak filmi izledikten sonra anlayacağız.

Son olarak en eğreti duran seçim ise "B.A" olarak izlediğimiz Quinton 'Rampage' Jackson olmuş ama onun çok da suçu yok açıkçası, Mr. T'nin yerini doldurmanın pek de imkanı yoktu zaten.

Kadro bu kadarla da sınırlı değil, filmin hatun kontenjanını ailecek sevdiğimiz bir isim (!) Jessica Biel dolduruyor. Bizim takımın belalısı olarak peşine düşen isimse Patrick Wilson.


Kadroya toplu halde baktığımızda bir aksiyon filmi için oldukça geniş olduğunu söyleyebiliriz. Bu kadronun teslim edildiği yönetmen olan Joe Carnahan da birçoğunuzun ilgisini çekebilecek bir isim. 2006 yapımı Smokin' Aces ile tanıdığımız Carnahan o filmde de geniş bir kadro ile çalışmış ve hakkını vermişti. Tony ve Ridley Scott ikilisinin ise yapımcı koltuğunda oturduğunu görüyoruz. Yani kamera önünde ve arkasında film emin ellerde :)

Orjinal kodronun da unutulmadığını ekleyelim bu arada. Dwight Schultz 'Murdock' ve Dirk Benedict 'Face' küçük rollerle de olsa filmde karşımıza çıkıyorlar. Mr. T ise B.A rolü dışında filmde yer almanın çok da önemli olmadığını söyleyip kibarca geri çevirmiş teklifi. George Peppard 'Hannibal' ise 1994'de aramızdan ayrılmıştı.

Sinemaya gidenlerin büyük kısmının filmin niteliğinden çok güzel vakit geçirmeye odaklandığını düşünürsek A-Takımı için oldukça güzel bir seyirlik diyebiliriz. Türün piyasada The Expandables ve Salt gibi türevleri olsa da en azından eğlence konusunda onların bir adım önünde yer aldığını da söyleyebiliriz.

Fragman


L'immortel / Ölümsüz


Fransız yapımı bir suç filmi olan L'immortel (22 Bullets) gerçek bir olaydan esinlenilerek çekilen hafif dram yüklü bir ganster hikayesi. Başrolünde yılların eskitemediği (gerçekten eskitemediği ama, adam yaşlanmıyor resmen :) ) usta isim Jean Reno yer alırken yapımcı koltuğunda ise Luc Besson'u görüyoruz. Film, Reno ile Besson'u uzun zaman sonra bir araya getirmesiyle de ayrı bir öneme sahip. Kısaca konusuna göz atarsak;

Yasadışı işlerden elini eteğini çekmiş eski bir suçlu olan Charly Matteï, artık tüm ilgisini karısı ve iki çocuğuna vermektedir. Ama bir gün saldırıya uğrar ve bütün ihtimaller tersi olsa da vücudundaki 22 kurşuna rağmen hayata tutunur. Artık bunu yapandan intikam alma zamanı gelmiştir...

Açıkçası Jean Reno - Luc Besson ikilisini ve gerçek bir olaydan uyarlanan hikayesini düşününce film izlemeye değer görünüyor. Ama seyircimizin çok da sinemada izlemeyi tercih ettiği bir tarzda değil film. Yine de fragmanına bir göz atın deriz, eğer beğenirseniz en azından aklınızın bir köşesinde durur.

Fragman


The Door / Kapı

Haftanın son filmi ise yine Avrupa sinemasından, Almanya'dan gelen  doğaüstü bir gerilim olan The Door (Die Tür). Başrolünde Danimarkalı Mads Mikkelsen gibi önemli bir isim, yönetmen koltuğunda ise Kebab Connection ile -bizim buralarda seveni çoktur- tanıdığımız Anno Saul oturuyor. Film, kendi dikkatsizliği yüzünden kızımı kaybeden ve hayatı altüst olan bir babanın geçmişe dönerek kızını kurtarma ve hayatını geri alma çabalarını anlatıyor.

Kadrosunda 2 Süper Film Birden ile tanıdığımız Tim Seyfi'yi de barındıran film, normalin üzerinde kopya sayısıyla (40 kopya) gösterime çıkıyor. Normalde 10'u geçmez ama bu sefer nedense cömert davranılmış. Sonuç olarak gösterimdeki filmleri düşününce pek de tercih edilecek bir film değil açıkçası. Meraklısı da az çok bellidir zaten.

Fragman



Sinemalarda Bu Hafta - 13 Ağustos
Sinemalarda Bu Hafta - 6 Ağustos
Haftasonu Box Office Raporu - Türkiye

0 yorum:

Yorum Gönder

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails